Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,82 / Satış: 5,84
€ EURO → Alış: 6,55 / Satış: 6,57

Balkanlar’da, ”İnsanlık dışı bir zulüm”

Recep Varol
Recep Varol
  • 08.04.2019
  • 58 kez okundu

Dinimiz İslam bazı hayvanların etlerini yemeyi serbest bırakırken, bazılarını yasaklamıştır. Meşrû kılınan veya yasaklanan hayvan çeşitleri incelendiğinde, insan sağlığı için yararlı hayvanların etinin meşru, zararlı olanların ise yasaklanmış olduğunu görürüz. İşte domuz da beslenme tarzı, görünüşü, insanı tiksindiren tabiatı ve bünyesinde, etini yiyenlere geçebilen trişin vb. zararlı hastalıkları taşıması nedeniyle yasaklanmış, haram kılınmıştır. Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de beş âyette domuzdan söz edilir.

19. yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlı Devleti’nin hakimiyet alanı içerisinde yer alan bir çok bölgede çeşitli nedenlerle ortaya çıkan isyanlar ve karışıklıklara tanık olmuştur. Özellikle Balkan coğrafyasında küresel güçler tarafından kışkırtılan farklı etnik kökenlere mensup gayrimüslimlerin çeşitli nedenlerle çıkarttıkları olaylar nedeniyle müslüman halk ile karşı karşıya gelmişlerdir. Bölgede fitne ve karışıklık çıkartmak isteyenlerin başvurdukları en kestirme yollardan birinin de dini unsurların bizzat kullanılarak Müslüman halkın tahkir ve tahrik edildiğine şahit olunmuştur.

Müslümanlara karşı kullanılan tahkir ve tahrik araçlarından biri de domuz olmuştur. Müslüman toplumların inancı gereği haram olan domuz, Müslümanlara ait inanç yerleri, çeşme ve su kuyuları gibi yerlere başının ve et parçalarının bırakılması, bununla kalınmayıp duvarlarına kanıyla haç çizilmesi gibi uygulamalarla Müslümanlara karşı bir hakaret, aşağılama ve kışkırtma aracı olarak kullanılmıştır.

21. yüzyılda ortaçağ zihniyeti

Bu tahammülsüzlük, aşağılama ve hakaretlere günümüzde de devam eden ve özellikle de başını sırpların çektiği bu çetnik zihniyeti bu saldırılarının bir yenisini daha geçtiğimiz günlerde Bosna Hersek’te yaptı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen ve en az 8 bin 372 Boşnak kardeşimizin hunharca katledildiği, Bosna Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa soykırımında hayatını kaybedenlerin mezarlarının bulunduğu Potoçari Anıt Mezarlığı’nın kapısına kimliği belirsiz kişilerce “domuz parçaları” bırakıldı. Mezarlıklara dahi tahammülün ve saygının olmadığı görülen bu saldırı ile kin ve nefretin boyutlarını bir kez daha görmüş olduk. Tabii hasta ruhlu sapık zihniyetin yaptığı bu saldırı ne ilk ne de sondu.

Geçmişin bulaşıcı hastalıkları günümüzde de var

Çetnik zihniyetinin ve bir kısım gayrimüslim Balkan milletlerinin bu coğrafyada, bu ve buna benzer saldırıları geçmiştede yaptıkları çeşitli Tarihçi, araştırmacı ve yazarların bilgisi ışığında sahip oluyoruz. Tarihte 20 Ekim 1907 gününe tesadüf eden Ramazan Bayramı gecesi, Kosova’nın Cakova şehri İsmoliçe mahallesinde ki caminin önünde bir adet kesilmiş domuz başı bulunmuş ve cami duvarlarına kan ile haç işareti yapılmıştır. Bu durumu, bölgedeki gayrimüslimlerin İslamiyet’e saldırısı olarak algılayan Müslüman Arnavutlar ayağa kalkarak gayrimüslimlere hücum etmiş, birkaç kişi öldürülmüş ve birkaç ev yakılmıştır. Aynı günlerde bölgeye giden 18. Fırka Kumandanı Şemsi Paşa, olayları yatıştırmıştır. Fakat bu olaydan sadece birkaç hafta sonra 3 Kasım 1907’de bu defa
Prizren’in, Seydi Bey Camii avlusunda kesilmiş bir domuz başı bulunduğu haberi Müslüman Arnavutları tekrar ayağa kaldırmıştır.

Paşa, bu ikinci olayı da sükûnete erdirerek Padişah tarafından bir üst rütbe ile ödüllendirilmiştir. Yine günümüzde Müslümanlara yönelik bu ve buna benzer saldırılar kendi deyimleriyle ”insan hakları ve demokrasinin beşiği” olarak gördükleri Avrupa’da da malesef devam etmektedir. Hollanda’da, Avustralya’da ve Filistin’de camilere domuz kafaları ve leşleri atılmıştır. Yine geçtiğimiz yıllarda İsrail’in Yafa kentinde Osmanlı’dan kalma Hasan Bey Camii’ne domuz başı atılmıştır. Domuzun alnında Peygamberimiz’e (s.a.v) hakaret içeren Arapça yazılar yazılmıştı. Yine bu sapık zihniyet Yunanistan’da da görülmüş, Avantos kentine bağlı Dedeağaç bölgesinde geçen yıl inşa edilen ve Kur’an Kursu olarak kullanılan mescidin önünde kesilmiş domuz başı bulunmuştur. Kesik halde bulunan domuz başı, sabah namazına gelen cemaat tarafından fark edilirken, bölge halkının olay sonrası büyük endişe ve üzüntü duyduğu dile getirilmiştir. Yine bir kaç yıl evvel Yunanistan’ın Kavala şehrinde caminin kapısı önüne kimliği belirsiz kişiler tarafından kesik domuz başı bırakılmıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu ve buna benzer saldırılarda Batılıların eline kimsenin su dökemeyeceği de aşikardır. Tüm bu saldırıların son bulması ümidiyle…

Kalın sağlıcakla

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ