Warning: include_once(/home/u7398372/tekhavadis.com/wp-content/plugins/wp-super-cache/wp-cache-phase1.php): failed to open stream: No such file or directory in /home/u7398372/tekhavadis.com/wp-content/advanced-cache.php on line 22

Warning: include_once(): Failed opening '/home/u7398372/tekhavadis.com/wp-content/plugins/wp-super-cache/wp-cache-phase1.php' for inclusion (include_path='.:/opt/alt/php72/usr/share/pear') in /home/u7398372/tekhavadis.com/wp-content/advanced-cache.php on line 22
Seçim atmosferi – Tek Havadis

Şubat ayının son günlerini yaşadığımız bu günlerde, 31 Mart yerel seçim tarihi de gün geçtikçe yaklaşmaya başladı. Seçime yaklaşık 1 ay kala sokaklarda seçim havası varmı diye sorarsanız, vereceğimiz cevap tek kelime ile malesef yok olacaktır.

Peki nedir seçim atmosferinden uzak tutan bu farklı hava derseniz, en başta ekonomik sorunlar, pahalılık ve bununla birlikte, seçim kampanyaları ve bu kampanyalarda kullanılan sloganlar ve söylemler ile geçmiş yıllarda yapılan icraatların sürekli telaffuz edilmesi gibi sebeplerde bu olumsuz havayı beraberinde getiriyor. Tüm siyasi parti adaylarının seçilmeleri ile birlikte görev yapacakları 2019-2024 yılları arasında ki süre zarfında neler yapacakları, ilçe veya şehirlerinde ne gibi çalışmalara imza atacakları, görev alanlarında ne gibi temel sorunlar var, projeleri nelerdir gibi anlattıkları, anlatacakları hiçbir şey yok.

Varsa yoksa “Yaptık, ettik, yapacağız” başka birşey yok. Yahu zaten vatandaş, tıpkı bugünkü gibi geçmişte bu söylediklerinizi taahhüt ettiğiniz ve bu taahhütünüzü yerine getirmeniz için size bu mazbatayı vermedi mi? Ee daha ne, hala ne anlatmaya çalışıyorsunuz, bırakın boş muhabbet yapmayı da samimiyetle önümüzdeki süreçte yapacağınız icraatları anlatın. İnanın bazen öyle bir hale geliyorki bu ve buna benzer anlatımlar artık seçmenin sinirine dokunuyor.

Zaten özellikle bazı bölgelerde aday belirleme de yapılan yanlışlar ve bununla kalmayıp meclis listelerinde de grupçuluk ile senin, benim adamım kavgaları da bu hatalara eklenince artık siyaset insanların gözünde gerginliğe sebep olup, toplumda iyiden iyiye sıkıntılı bir hale döndü. Tüm bu yanlışlar yumağının yanında sivil toplum kuruluşları ile istenen düzeyde bağ kurulmaması, STK’ların sesine kulak verilmemesi, benim derneğim, benim vakıfım gibi seçmece hareket edilmesi de tüm bunlara eklenen diğer etkili unsurlar oluyor. Oysa her zaman her yerde üstüne basa basa söylediğimiz bir söz var; ”STK’lar vatandaş ve siyasetçi arasında ki aort damarıdır.” tabii ki bu sözümüz de anlayıp ta bunu idrak edip uygulayabilene..

Sürekli ve ısrarla vurguladığımız bir diğer çok önemli husus ta demografik yapılara uygun listelerde ısrar edilmesi hususuydu, evet bu konuda ısrar edip bunuda uyguladılar ama tam tersi anlamında ve hatta daha ileri gidip mikro milliyetçi bir uygulamada bulundular. Ne diyelim bölgecilik, hemşericilik, adamcılık almış başını gidiyor, bakalım bu gidiş nereye kadar hep birlikte göreceğiz.

Yerel yönetici söz verdiğinde sözünde durmalı

Her ne kadar bu seçim bir yerel yönetim seçimi olsa da getirisi ve götürüsü açısından büyük öneme sahip olduğu asla unutulmamalıdır. Şuan ki atmosfer seçim dilinin çok sert bir biçimde gittiğini gösteriyor. Bu seçim dilinin mutlaka yumuşatılması tüm siyasetçiler için önemli, diye düşünüyorum. Şuan ki gidişat vatandaşı resmen siyasetten soğutuyor.

Oysa polemik ve kısır tartışmaların yerine bilgiye, birikime dair paylaşımlar, ilçenin ve şehrin sorunlarına yönelik planlar ve anlatımlar daha iyi olmazmı. Bunun yanında çok önemli bir konu da şu; Dikkat ederseniz siyasetçi hemen hemen her konuşmasında birlik, beraberlikten bahsediyor, ancak bunun yanında ayrıştırıcı ve çatışmacı dili de bir türlü bırakmıyor,ki bu çok tehlikeli bir durumdur. Zira siyasetçi ne söylediği ile beraber söylediklerinin toplumda oluşturacağı psikolojiyi de hesap etmek zorundadır.

Bu arada çok önemli bir diğer hususta yerel yönetici bazı önemli ve birçok konuda ya söz vermemeli ve yahut söz verdiğinde mutlaka sözünde durmalı, sözünün sonucunu takip etmeli ve pozitif anlamda mutlaka sonuca gitmelidir. Aksi taktirde inandırıcılığını kaybeder. Bir belediye başkanı düşünün ki seçimden evvel söyledikleri ve verdiği vaatler ile seçimden sonra tamamen farklı bir yapıda olsun. Vatandaşın gözünde ki düştüğü durumu düşüne biliyormusunuz.

Tevazu sahibi ve alçakgönüllü olmak

Tevazu sahibi ve alçak gönüllü olmak, güzel bir vasıftır. Halka hizmet iddiası ile yola çıkan kimselerin tevazu içinde bulunmaları şarttır. Gerçekleri kibir, gurur ve enaniyetle perdelememeleri gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: Kim tevazu gösterirse, Allah onu yükseltir. Kibir siyasetçiyi kesinlikle bitirir.

İşte bu yüzden de özellikle bu hususta AK Parti seçim sloganlarına baktığımızda ‘tevazu, samimiyet, gayretle’ gibi ahlaki erdemlere vurgu yapılıyor. Dikkat ederseniz Cumhurbaşkanı Erdoğan da özellikle belediye başkan adaylarına yönelik konuşmalarında siyasi ahlak ve erdeme yönelik hassasiyetlere atıf yaparken, bazı siyasi hastalıklara karşı da uyarılarda bulunuyor. Yerel yöneticinin özellikle hem kişisel ahlakını zehirleyen hem de vatandaşla irtibatını kesen birçok siyasi hastalık var. Bunların başında gösteriş, şatafat, büyüklük taslama, enaniyet, samimiyetsizlik, yalancılık ve riya gibi onlarca sorunlu kavram içinde en önem arzedeni kibirdir.

Oysa yönetmeye talip olan yöneten böyle mi olmalıdır, asla.. Belediye Başkanı vatandaşını seven, koruyan, kollayan, vatandaşının derdiyle dertlenen, hemhal olan, vatandaşına tevazu ve samimiyetle yaklaşan, vatandaşının hissiyat ve hassasiyetini yakından takip eden bir yaklaşımda olmak zorundadır, diyerek sözlerimize son verirken İnşaallah 1 Nisan’dan itibaren makalemizin sonunda ki bu cümleleri, kendilerine şiar edinmiş yerel yöneticilerle karşılaşmak ümidiyle.

Kalın sağlıcakla

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir