Doğruları ve yanlışlarıyla bir seçimi daha geride bıraktık. Öyle yada böyle, ne olursa olsun, 1. parti yine AK Parti oldu. CHP beklenenden daha az zarar edince seçim sonrasına bırakılan tüm sorunların bir süreliğine üstü kapandı. HDP büyük kayıpta, tabii burada özellikle yapılan vurgu şu; Halk açıkça bölücü, ayrıştırıcı, terör dilinden çok, hizmet ve çalışma istediğini ifade etti. İyi Parti adeta yokları yaşadı. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde birçok il ve ilçede olduğu gibi özellikle Büyükşehir’lerden Ankara, Adana, Mersin, Antalya ve İstanbul’da kıyasıya bir mücadele verildi.

Öyle ki İstanbul’da tabiri caizse burun buruna bir sayımın sonunda kazananın açıklanmasına adeta ramak kaldı. Özellikle Ak Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üstüne titrediği, kendilerince 25 yıldır yönetilen Ankara ve İstanbul’da ne oldu da durum bu noktaya geldi. Özellikle belirtmek isteriz ki, siyasi parti mensuplarının ısrarla suçladıkları sandık görevlisi, müşahit, okul sorumluları gibi sürekli kendilerinden uzak tuttukları suçluluklarının ne yaparlarsa yapsınlar millet tarafından bilindiğinin unutulmayacağıdır.

İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır, kaybeden Türkiye’yi kaybeder

Siyasi partilerin temsilcileri her seçimin sonunda özellikle suçlu avına çıkarlar. Neredeyse utanmasalar sandığın şeffaflığını bile sorgulayıp, suçlayacaklar. Peki neden özeleştiri hiç yok, veya neden bu yenilginin tek sorumlusu olarak kendimi görüyor ve bulunduğum bu görevden istifa ediyorum cümlelerini hiç duymuyoruz, neden? Bakın geçtiğimiz yerel seçimlerde 2014’te İstanbul’da yine CHP adayına karşı kazanılan seçimde aradaki fark 670 Bin, bu çok büyük bir fark. Bu kadar büyük bir farkı kapatmak için çok meziyetli olmak gerekir diye düşünüyoruz.

Bunun başka hiçbir izahati yok, olamazda. Sen bu kadar büyük bir farkı İstanbul il teşkilatı olarak kapat üstüne de 3800 oyla kazandık diye komik bir açıklamada bulun. Yapmayın Allahaşkına kendinizi güldürmeyin beyler. Yapacağınız tek şey var o da ”Hayır arkadaş biz, bize emanet edilen ve 25 yıldır yönettiğimiz İstanbul’u kaybettik” diyerek istifa ederek erdemli bir duruş sergilemektir. Özellikle Ak Parti İstanbul teşkilatlarının kaynadığı ve başarısızlığın faturasını özellikle görevde olup yetkililerinin ödemesi gerektiği konusunda büyük bir serzeniş ve şikayet var. Onu bunu bilmem, ama bildiğim ve siyasette de çok kullanılan bir deyim var. ”İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” manifesto değerindeki bu deyim asla akıllardan çıkmamalı, bütün çalışmalar da buna göre yapılmalıdır. Bizler duyup gördüklerimizi yazar gerisini de muhataplarına bırakırız vesselam.

Selam ve Dua ile

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!